SATÜRN 3.BÖLÜM Psikolojide Satürn

PSİKOLOJİDE SATÜRN

Satürn; istikrar, sabır, kendine hakim olma ihtiyacını temsil eder. Satürn’ün psikolojik ve spritüel astrolojideki temel fonksiyonları; öz disiplin, kendini kontrol, kendini gerçekleştirme, hayatın sorumluluğunu üstlenmek olarak sıralanabilir.

Olumlu olduğu zaman, kendine öz güven, disiplin, ciddiyet, sabır, kesinlik, kusursuzluk, olgunluk, derin düşünmek, kendine hakim olmak, analitik ve gerçekçilik, derinlik, temkinlilik, yönetme yeteneği, ağır başlılık, sadakat, görev bilinci, iç gözlem, azim, dayanıklılık ve tutumluluk gibi güzel özellikler de verir.

Olumsuz özellikleri; bağnazlık, kuşkuculuk, karamsarlık, melankoli, kötümserlik, bunalım, kadercilik, korku, inatçılık, cimrilik, yetersizlik hissi, titizlik, tembellik gibi etkilerdir.

Satürn’ün psikolojik astrolojideki en önemli fonksiyonu; insanın kendi hayatının otoritesi olmasını ve bu otoritenin nasıl gerçekleşeceğini göstermesidir. Yaşam kendini nasıl gerçekleştirecek? İç dünyası ile dış dünyası arasındaki bağlantıları nasıl kuracak?

Satürn’ün doğum haritasında bulunduğu yer, ev-burç kombinasyonları, tıkanıklık, kişide kompleks yaratır. Bunlar her insanın içinde var olan, psikolojik olarak kişisel komplekslerimizdir (Aşağılık kompleksi).

Psikolojide aşağılık kompleksi kavramını ilk ortaya adan Alfred Adler’dir. Bireysel Psikolojinin kurucusu Adler, çoğu insanın dengeli ve sağlıklı bir özsaygıya sahip olmadığına inanıyordu. İnsanların dünyaya aşağılık kompleksi ile geldiğini ve bu durumun üstesinden gelmek için ömür boyu zaman harcadığını savunuyordu. Yine de insanların bu kompleksleri çocukluk deneyimlerine bakılmaksızın aşabilme ve genel refahlarını arttırabilme gücüne sahip olduklarını düşünüyordu.

Adler’e göre aşağılık duygusu olağandır. İnsanlar zayıf, hassas ve üzerinde çok az kontrole sahip oldukları acımasız, öngörülemez bir dünyanın içine doğan, kolay incinebilir yaratıklardır. Ayrıca her zaman daha akıllı, daha zengin, daha güçlü ve daha çekici biri vardır.

Kişinin çevresinde bulunan tüm kişilerle kendini kıyaslaması, onu sonu gelmez bir arayışa iter. Aslında kimse kimseden daha aşağı konumda değildir. Sadece kişiler birbirlerinden farklıdır. Ancak, toplumun temsil ettiği beklentiler ve kurallar, ruhun doğasıyla yani kollektif bilinç dışıyla çelişki oluşturur. Bu da bu farklılıkları kabullenmek yerine, toplumun beklentileri yüzünden, sahip olduğumuz özelliklerimizi kompleks olarak hissetmemize neden olur.

Örneğin kişinin ruhunun deneyimi, bir amazon, savaşçı bir kadınken toplum ondan evinin kadını, çocuklarının annesi olmasını ister. Yada kişi hassas, sanat yeteneğiyle, ruhunu ifade edecek yapıda doğmuş, ancak toplum ondan kariyerinde mühendis olmasını ister. Yada kişi eşcinsel deneyim alanıyla doğar ama toplum bunu kabul etmez. Yada kişinin fiziği toplumun beklentilerinin dışında ölçülere sahiptir. Yada kişinin ruhuna ait inanç sistemi, içindeki toplumdan farklı olabilir. Bu yüzden kişide kompleksler gelişir. Bu sorunlar farkına varılamadığı için de genellikler insanlar, kendi ruhunun ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasındaki çelişkiler yüzünden, psikozlar depresyonlar, sağlık sorunları gibi çözümü olmayan sıkıntılarla boğuşurlar. Çözüm kendimizi kanıtlamak yerine, içimizde var olan insanı olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmektir. Yeter ki naturamızdaki insanla yüzleşelim.

Bu çelişkiyi doğum haritasında nasıl anlarız? Satürn çözümlemesi burada devreye girer. Satürn’ün bulunduğu yer (ev-burç) komplekslerimizi gösterir. İçsel olarak bu komplekse karşı, karşı bir kişilik özelliği gösteririz.

“İnsan mükemmel olmayan ama mükemmele ulaşmaya çalışan bir varlıktır.”

O mükemmele ulaşmaya çalıştığımız yer Satürn’ün karşısıdır. Bu yüzden bir doğum haritasında, Satürn’ün tam karşısındaki ev ve burç çok önemlidir. Bulunduğu burç zararlı da olsa olumlu açıları çok önemlidir. Satürn’ün yarattığı, tüm kompleksler, sıkıntı ve problemler sonucunda kişi karşıt evinde ilerleme sağlar. Bu bulunduğu evdeki kompleksi yok ederiz anlamına gelmez. O bölge hala eksik ve tıkanık olabilir. Sadece hayat başarısı arttırmak için karşıt eve yönelmemiz gerekir. Eğer kişi bunu doğru anlamazsa, ilerleme sağlaması zordur.

Örneğin Satürn’ü 1.evde olan kişi, fiziksel özellikleri konusunda kendini diğer insanlara göre beğenmeyebilir. Evlilik ve ilişkiler yoluyla 7.evde ilerleme sağlar.

7.evde Satürn’e sahip bir kişi, ilişkiler ve evlilik nedeniyle yaşayacağı sorunları yüzünden, 1. evde yani kişiliğinin gelişimi ile kendini en üst noktaya taşır.

4.evdeki bir Satürn’e sahip kişi ailesel sorunlar yüzünden yaşayacağı darbeler sonunda, kariyer alanında kendini en üst düzeyde gerçekleştirebilir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Satürn, bireyin düşünce ve duygusal anlamda kendisini hayatta nasıl formüle edeceğini ve ortaya çıkartacağını gösteren yapıdır. Bu yüzden Satürn’ü anlamak, bir doğum haritasının çözüm basamaklarının önemli bir aşamasıdır. Bunun dışında Jüpiter’in bulunduğu ev ve burç kendimizi geliştireceğimiz, Kuzey Ay düğümünün bulunduğu ev ve burç ise ulaşacağımız asıl kaynağı gösterir.

Tüm bu veriler, bir satranç oyunu gibi stratejik olarak hayat planımıza entegre edilmelidir. Aslında doğum haritası bir matematik denklemidir. Bu denklemi çözebildiğimiz ölçüde ruhun tekamülü gerçekleşir.

Hilal Çetinkaya

Oğuzhan Ceyhan Astroloji Akademisi

https://www.instagram.com/astroloji_tutkusu/?hl=tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir