ANALİTİK PSİKOLOJİDE BİREYLEŞME- INDIVIDUATION

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un psikolojik anlayışa en önemli katkısı onun bilinçdışı kavramıdır. Bu kavram Freud’un bilinçaltı kavramı gibi yalnızca bastırılmış arzuların depolandığı bir alan değil, bireyin yaşamının, egonun bilinçli ve düşünen dünyası kadar gerçek ve önemli bir parçası olan çok daha geniş kapsamlı ve daha zengin bir kavramdır. Jung’a göre bilinçdışı, bilincin büyük kılavuzu, dostu, akıl hocasıdır.

Bireyleşme süreci, bireydeki psişede, bilinç ve bilinçdışının yavaş yavaş birbirleriyle bağ kuruşunu ve birbiriyle uzlaşıp yardım edişini gösterir.

Bireyleşme kalabalıktan kopuş demektir. Bu da ilk başta korkutucu görülebilen yalnızlığı vurgular.

Bu yüzden Jung, bireysel gelişimin doruğuna ancak olağandışı bireylerin erdiğine inanıyordu. Çünkü çoğu insana çoğunlukla birlikte güvende kalmak ailelerinin, inançlarının ya da siyasi partilerin üyelerinin paylaştığı düşüncelere, uzlaşmalara uymak yeterlidir. Sadece olağandışı bireylerin doğaları gereği onlar, kendi yollarında yürümek zorunda hissederler.

Bu yüzden Jung erişkin gelişimini daha fazla önemsemiştir. Onu ilgilendiren, benliklerini kendi doğrularına göre kurmuş, dünya işlerinde genellikle başarılı, ama yaşamlarının ortasında bunu yavan boş bulanlardır. Bu tür insanlar yaşamları için bir anlam ararlar. Jung’un amacı onlara bireyleşme yolunda klavuzluk etmektir. Dolayısı ile Jung’cu analiz öncelikle hastanın geleceğine yöneliyordu, yönelmektedir.

Jung, yaşamın boşluğu yüzünden kendine başvuranların gelişimlerinde tek yanlı olduklarını, baskın tutumları ve baskın işeri ile çok fazla özdeşleştiklerini bulmuştu. Herkeste hem içe dönük hem dışa dönük gizli güç olduğundan, hastaya gerçek kişiliğinin fark edemediği yönlerinin ayırdına varması için yardım etmektir.

KARMA ASTROLOJİSNDE BİREYLEŞME VE URANÜS

Gezegenlerin bir doğum haritasındaki bir turluk dönüşüne “Döngü” denir.

Ay düğümleri 18 yıllık bir döngüye sahiptir. Bu döngüler kişinin hayatında önemli yapıtaşlarıdır. 18-36-54-72 yaşlar önemli dönemeçlerin başlangıcıdır.

Ay düğümleri yanında, Uranüs 84 yıllık, Satürn ise 28 yılllık bir döngüye sahiptir. Dolayısı ile üç tam Satürn döngüsü, bir tam Uranüs döngüsüne eşittir.

21, 42, 63 ve 84 yıl içinde Transit Uranüs natal Uranüs ile kare karşıt ve tam dönüş yapar. Burada en önemli transitlerden birisi Uranüs ün natal Uranüs derecesi ile tam karşıt yaptığı dönemdir. Bu da yaklaşık 40-44 yaş arasındaki dönemdir.

Jung’a göre kişilik bir başarıdır. Üstelik yaşamın ikinci yarısında büyük önem taşıyan bir başarıdır. Yaşamın ilk yarısında anne babası karşısında özgürleşmeye, bu dünyada bir eş, bir ebeveyn ya da etkili bir kişi olmaya çalışır. Bunlar için uğraşır. Özellikle çağımız dünyasında bunları yerine getirmek zorunludur. Ancak kişi bir kez bunu yaptıktan sonra, kendi içine bakabilir. Ve bakmalıdır da. Jung bütünlüğe doğru bu yolculuğa bireyleşme süreci diye adlandırır.

36 yaş ve sonrası, Ay düğümlerinin ikinci kavuşumları ile beraber, kişinin ikinci yaşamı diyebileceğimiz dönemin başlangıcı oluşır. Bu dönemden itibaren eski kalıplar, eski alışkanlık hayatını kurmuş olduğu düzen farklı bir şekilde evrimleşmeye başlar. Çünkü artık alışkın olduğumuz tecrübeli olduğumuz ve bize zaman zaman yardım eden Güney Ay Düğümü, işlevini tamamen yitirmeye başlar. Kuzey Ay Düğümüne tamamıyla zorunlu bir geçiş yapma zorunluluğu, kişinin psikolojik, fizyolojik ve çevresel faktörlerin değişimi ile sanki ayağının altında kaygan bir zemin varmış hissi uyandırır.

Gerçek bireyleşme süreci kendi iç merkezi ile ya da benliği ile bilinçli olarak karşı karşıya gelmesi ve birbirleriyle uyumlu bir bağ kurması ile mümkündür. Ancak bu dönem genellikle kişiliğin yaralanması veya buna eşlik eden bir acı ile başlar. Bu ilk şok çoğu zaman böyle algılanmasa da aslında bir çağrıdır. Ego ise tam tersine iradesinin ya da arzusunun engellendiğini hisseder ve bu tıkanıklığı genellikle dıştaki bir şeye yansıtır. Yani ego, Tanrı’yı ya da ekonomik durumunu, patronunu ya da eşini bu tıkanıklıktan sorumlu tutar. Ya da belki dışardan her şey mükemmel görünür. Ama kişi yüzeyin altında her şeyin anlamsız ve boş hale getiren ölümcül bir can sıkıntısından müzdariptir.

Birçok mit ve masal, bireyleşme sürecinin bu başlangıç aşamasını sembolik olarak yaşlı ve hasta düşmüş bir kralı anlatarak tanımlar.

Bireyselleşme süreci tüm yaşamı kapsar. Bu nedenle Ay düğümlerin tam kavuşumu olduğu 36 yaş dönemi, önemli bir dönemeçtir. Bu andan itibaren yaklaşık 4-5 yıl kişi bilinçdışının vermeye çalıştığı mesajları algılamakta zorlanır. Bilinç ve bilinç dışı arasındaki uyumsuzluk, inanın kendi iç dünyası ile kopukluk anlamına gelir. Bu yüzden ego yaşadıklarını sürekli olumsuz krizler olarak algılar.

Bir doğum haritasında bireyleşme, Uranüs ile temsil edilir. Her ne kadar marjinal, dengesiz, ani şoklar getiren bir gezegen de olsa, transitleri bireyleşme süreci ile ilgili önemli zamanlamaları verir.

42 yaş itibarı ile transit Uranüs, kişinin natal Uranüs’ü ile karşıt açı yapar. Bu esnada transit Satürn ise natal Satürn açı yaparak, ikinci bir ayak oluşturur.

Bu dönemde kişide şimdiye kadar var olan zorunluluk ve görevlerinden kurtulma, değişim arzusu başlar. Ya da dışarıdan gelen krizsel etkiler nedeniyle sahip olduğu tüm yapılar sarsılmaya başlar.

Bu noktada genelde “Orta yaş krizi” dediğimiz bir durum oluşur. Çoğu kişi bunu bastırır ve yaşamlarını kendi paylarına düşene veya kaderlerine, boyun eğerler. Köklü bir değişim egonun alışkanlıklarını sarstığı için korkutur.

Uranüs ün bu etkisini kabul edip, değişime adapte olanlar ise küçük bir azınlıktır. Bu kişiler Jung’un kast ettiği “Bireyleşme” sürecini yaşayabilen kişilerdir.

Karma astrolojisinde Uranüs karma değil bir dharma gezegenidir. Kuzey ay düğümü ile birlikte yaşamın ve bireyin gerçek yolunu gösteren arketiptir. Kişinin aydınlanması ve farkındalık kazanması için gereken bir fonksiyona sahiptir.

Jung un hayat felsefesinde, insan (yalnızca ve yalnızca) bireyleşme süreci tamamlandığı, bilinç ve bilinçdışı barış içinde bir arada yaşamayı, birbirlerinin tamamlamayı öğrendiği zaman, bütünleşmiş sakin, verimli ve mutlu olur. Ona göre bireyleşme hayat başarısıdır.

Hilal Çetinkaya

İnsan ve Sembolleri, Jung

Keşfedilmemiş Benlik, Jung

Jung, Seçme yazılar; Ed.Anthony Storr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir