ASTROLOJİDE VENÜS – 1.BÖLÜM MİTOLOJİSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(İştar, British Museum)

AFRODİT’İN MİTOLOJİSİ

Afrodit, tarihte bereket kültünü simgeler. Sümerlerde İnanna, Akadlarda İştar, Filistin’de Kenan’ın bereket Tanrıçası Astarte, İsrail’de Aşeret, Aştorah, Aşere isimleri altında varlığını sürdürmüştür. Bu tanrıça Yunanlılarda Afrodit, Roma’da Venüs’e dönüşmüştür. Bereketin ve savaşın koruyucusu olarak ikili bir role sahiptir.

Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in doğuşu ile ilgili iki ayrı kaynak vardır. Biri Hesiodos, diğeri Homeros. Yaşamın karşıtlıklarının farkına varmamız açısından Afrodit’in ikili yapısı doğumunda da karşımıza çıkar.

Hesiodos’a göre, Uranüs’ün kızıdır. Başlangıçta Dünya Uranüs (Gök Tanrısı) ile Gaia (Yer Tanrıçası) tarafından yönetiliyordu. Uranüs, oğlu Satürn (Kronos) tarafından hadım edilerek hayaları cennet ve yeryüzünün çeşitli yerlerine saçıldı. Bu parçaların bazıları okyanusa düşerek Venüs’e hayat verdi, Yunanlıların aşk tanrıçası Afrodit (Roma mitolojisindeki Venüs) büyük bir dalganın üzerinde bir deniz kabuğunun içinde deniz köpüğünden meydana geldi. Kıbrıs kıyılarına vardıktan sonra Mevsimler (Horalar) tarafından giydirildi ve süslendi.

Homeros’a göre ise, Aphrodite Zeus ile Dione’nin kızıdır. İlyada’da yiğit Diomedes’le çarpışıp yaralanan Aphrodite’yi anası Dione kollarına alır, sever, okşar ve bileğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir, acılarını dindirir.

Venüs pek çok isimle anılmaktadır. Afrodit kelime anlamı olarak “Deniz köpüğünden doğan” demektir. Genellikle Aphrodite Anadyomene “Denizden gelen köpükten doğan” olarak anılmaktadır. “Altın” olarak anıldı ve şairler tarafından aşıklarına altın bir ışık içinde göründüğü tasvir edildi. O “Gülen Afrodit” olduğu kadar, güzelliğin ve zevkin göndericisi olarak da tanımlanmıştır.

Ona ait kutsal semboller arasında güvercin, serçe, kaz ve kuğu, keçi, vaşak ve yunus vardı. Kutsal bitkiler arasında gül, nergis, mersin, ayva, yonca ve karpuz vardı. Saklı yeri Kıbrıs’tır. Cuma, onun için kutsaldır. Boğa ve Terazi burçları ile ilişkilidir. Vücutta boğaz, böbrekler ve bel bölgesini temsil eder.

Mitolojik rolü öncelikle aşk, sevgi, cinsellik, doğurganlık, çekicilik ve güzelliktir. Ama aynı zamanda öfkeli, kıskanç, sadakatsiz ve yıkıcı özellikleri ile de kendisini gösterir.Birçok sevgilisi olan şehvetli bir tanrıça olarak bilinirdi. Kontrol etmesi zor olmasına rağmen, antik mitolojide önemli bir yeri vardı.

Afrodit Olimpostaki tanrıların karşısına çıkar. Onun güzelliği arzu alevlerini körüklediği için, tanrılar rekabetin kırılgan Olympian barışını bozacağından korktuklarından Zeus, onu demirci ustası Tanrı Hephaestus’la (Vulcan) evlendirdi. Çünkü onun vahşi ve duygusal alışkanlıklarına tahammül edecek bir kocaya ihtiyacı olduğunu biliyordu. Düğün hediyesi olarak Zeus Afrodit’e gördüğünde herkesin kendisine aşık olduğu sihirli bir kuşak hediye etti. Bunu giydiğinde, karşı konulmazdı. Sık sık bu kuşağı kadınlara ödünç verirdi. Bu kuşak tanrı ve insanlarda cinsel isteğe neden olurdu. Bir keresinde bu kuşağı Hera’ya vererek kocası Zeus’u meşgul etmesini sağlamıştı. Böylece Troya savaşına istediği gibi mücadele edebilmiştir.

Ancak Afrodit kocasına hiçbir zaman sadık kalmadı. Ares’ten, Hermes’ten, Dionysos’tan, Adonis’ten hatta Poseidon’dan ve bazı ölümlülerle ilişkiye girerek çocuk sahibi olmuştur.

Yunan mitolojisinde, ona itaat etmeyen herhangi biri, onun alanından bir çeşit lanet ya da sapkınlıkla vuruldu. Öfkeleri, öç almaları korkunçtur. Şafak tanrıça Eos’a, Phaidra ve Pa-siphae’ya belalı aşklar esinler, kendilerine yeterince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir koku verir, Kinyras’ın kızlarını kendilerini yabancılara satmaya zorlar.

Kıbrıs kralının karısının, kızı Smyrna’nın Venüs’ten daha güzel olduğunu ilan etmesi üzerine Venüs intikamını almak üzere Smyrna’nın babasına aşık olmasını sağlar. Babası bir gece sarhoş olduğunda yatağına çıkar ve ondan hamile kalır. Kral bunu öğrenince kızının başını kılıçla keser.

Narcissus, bir su havuzunda kendi yansımasına aşık olmaya başlamıştı. Çünkü başkalarından gelen sevgiyi küçümsemişti. Afrodit’i geri çeviren ya da başkalarını tercih eden herkes, “doğal olmayan tutkular”, cinsel taciz, karşılıksız, trajik aşk ve benzeri diğer ceza biçimleriyle lanetlenir.

Aphrodite’nin vermiş olduğu cezalar, ağırlıklı olarak, sosyal içerikli cezalar olmuştur. Aphrodite, birilerini cezalandırmak istediği zaman, genellikle onları toplumun hoş karşılamayacağı cinsten aşk ilişkilerine itmiştir. Böyle bir ilişkinin sonucunda duyduğu utançtan dolayı kişiler, ya kendi kendilerini cezalandırmışlar veya tanrısal bir kararla, bir şekilde cezalandırılmışlardır. Öldürülmüşler, intihar etmişler veya insanlardan uzak duran, ancak kimsenin göremeyeceği bir zamanda, geceleyin hayatlarını sürdürmek zorunda kalan ve beğenilmeyen kuşlara dönüştürülmüşlerdir. Ölümlüler arasında manen kirlenmiş olmak bile, bu insanların cezalandırılmalarına, hattâ kendi kendilerini cezalandırmalarına yetmiştir.

Atinalı şair Euripides’in Hipplytos’unun başlangıç dizelerinde Afrodit şöyle der: “Gücüme saygı gösterenleri onurlandırırım. Ama bana karşı böbürlenenleri mahvederim.”

Afrodit’in kişiliği efsanede çelişkili ve belirsiz olarak canlandırılmaktadır. Savaş tanrısı Ares’le birleşmesinden (ki bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku), bir de Harmonia (uyum) doğar. Ahenk, uyum anlamına gelen Harmonia’nın yanı başında korku ve öfke Aphrodite’nin kişiliğindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler.

O halde hangisi Venüs’ün gerçek tabiatıdır? Sevgi dolu, besleyici, uzlaşmacı, ahenkli, güzel bir kadın mı? Yoksa baştan çıkaran aldatan, kıskanç, öfkeli bir fahişe mi? Elbette ki ikisi birden. Venüs aşk ve romantizm tanrıçası, hem şehvetli fiziksel sevgi, hem de platonik, ulaşılamaz idealdir. Bir fahişe olduğu kadar uykulu bir güzelliktir aynı zamanda. Ahlakın ve yükümlülüğün sevgi, tutku veya yaratılışla bağlı olmaması gerektiğini düşünür.

Plato’ya göre Afrodit iki ayrı tanrıçadır. Biri yaşlı ve diğeri genç. En büyüğü, Urania, Uranüs’ün kızıdır; genç olana Pandemos denir ve Zeus ve Dione’nin kızıdır. Ancak, yaygın olan Pandemus Afrodittir. Pausanias’ın konuşması, Afrodit Urania (göksel) ve Afrodit Pandemos’un (ortak malı) iki öyküyle temsil edilen iki Afrodit tezahürünü birbirinden ayırır.

Aphrodite Urania (Göksel Afrodit) cennet Aphrodite olarak, vücut ve ruh sevgisini temsil eder. Urania çok daha saftır. Urania, ruh, dostluk ve asil eylemlere olan sevgiyi ilham ederken, Pandemos’un bize bedenleri sevdirdiği düşünülebilir. Urania peşinde koşan bir kimse ise, içi güzel bir şeyi sevdiği için, sürekli bir şeye bağlanmış olduğu için ömür boyu sevmeye devam eder. Sevgi, tek başına ne güzel ne de çirkin bir şeydir. Güzel yapıldığı, erdem uğruna yapıldığı zaman güzeldir. O zaman, insanın değerli birisini sevmesi ile, bilgiye, erdeme gönül vermesi bir ve aynı şey olmaktadır. Ancak o zaman, karşı cinsin kendini sevene vermesi güzel sayılabilir. İşte Aphrodite Urania’ya bağlı olarak yaşanan aşk budur. Böyle bir aşk, gökseldir. Böyle bir aşkın taraflar için değeri büyüktür. Çünkü tarafları kendilerini aşmaları için zorlar. Bu sebeple de seven bir insanın her türlü köleliğe katlanması, onu küçük düşürmez.

Aphrodite Pandemos (orta malı) sadece fiziksel sevgi ile ilişkilidir. Çirkin arzulara kapılanlar, Aphrodite Pandemos’a bağlanmış olan kimselerdir. Sıradan bir aşkın peşinde koşanlar, sevdiklerinin ruhlarından çok, bedenlerini sevmişlerdir. Pausanias’ın bize bildirdiğine göre, bu tür bir sevgi, geçici, uzun sürmeyen bir sevgidir. Sevgilinin bedeni bir çiçek gibi solduğu zaman, ona duyulan aşk da sevgi de birlikte solup gitmiş olur ve taraflar bu ilişkiden kalıcı bir şey elde edememiş olurlar.

Afrodit kendi aşk hayatının efendisidir. Bu, pek çok kişinin gıpta ettiği bir özelliktir ve onun kendine yetme özgürlüğü, aşkın kişinin yüreğinde gerçekleştiği, süreklilikle ve istikrarla hiçbir ilgisi olmadığı yolundaki bilgece bilgiden kaynaklanır. Özelliklerine bakanların sanabileceği gibi pervasız bir tanrıça değildir. Afrodit; tam tersine, aşk ve ilişkiler söz konusu olduğunda son derece bilgedir. Çocuklarını, sevgililerini ve (hiçbir zaman boşamadığı) kocasını korur, tanrılara, tanrıçalara ve insanlara yardım eder. Bunun bir idealizm olduğunu düşünebiliriz. Afrodit miti kadının yüreğindeki aşk bilgeliğinin de güçlü bir simgesidir. Afrodit, sevdiklerimizi sonsuza kadar bağrımıza basıp orada tutmak için yarattığımız duygusal tutsaklıklar olmadan, bütün insanların kalpleri her an özgürce ve yalın biçimde konuşabilsin diye arzuladıkları aşkın ilahi dokunuşunun cisimleşmiş halidir.

Bu gerçekte, Venüs’ün bir oktav üstü olan Neptün’ün yani tanrısal aşkın dünyadaki yansımasıdır. Asıl amaç ilahi aşka ulaşmak değil midir? Yani asıl amaç Urania Afrodit e dönüşmektir.

İnsanların hayatlarındaki en büyük kaoslar venüsyendir. Ölümsüz aşklar, platonik aşklar, yasak aşklar, parasal kazançlarla ilgili sorunlar, kendimize ve başkalarına veremediğimiz değer duygusu… Tüm bunlar insan derinliklerinde var olan dürtüsel hayvani duyguların kontrol edilememesinden kaynaklanan sorunlardır.

Eğer barış ve adaleti somutlaştırmak istiyorsak, o zaman sadece Tanrıça’nın göksel, ilahi yüzüne odaklanmalıyız. Yoksa onun diğer yüzü tarafından yani açgözlülük, korku, kıskançlık ve bilinçsiz nefret tarafından yutuluruz.

Afrodit / Venüs’e saygı göstermek veya gazabından korunmak için bu seçimi yapmak zorundayız. Onun ana mesajını kavramak zorundayız. Onun için Her şeyden önce aşkı onurlandırmak çok önemlidir. Kalbin işleyişini onurlanmaz ya da göz ardı ederseniz, sonunda bunun için acı çekeceksiniz.

Eğer ruh, Venüs’ün altında yatan anlamı kavrayamazsa gerçek amacına ulaşamayan insan, tükettiği duygularla, bedensel arzuların esiri olarak ömrünü de tüketir. Ve acılarıyla başka bir samsara yolculuğuna devam eder.

Hilal Çetinkaya

 

Kaynaklar:

Yunan Mitleri; Robert Craves

Mitoloji Sözlüğü; Azra Erhat

İçimizdeki Tanrıça Kadınlığın Mitolojisi; Manuella Dunn Mascetti

Yunan Mitolojisinde Aşk; Turhan Yörükhan

Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği; Muazzez İlmiye Çığ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir