05 HAZİRAN AY TUTULMASI-VENÜS NEMESİS

SÜMER MİTOLOJİSİ

Tarihte tarım toplumuna geçilmesinden sonra, insan hayatında verimli toprağın büyük önem taşıması nedeniyle, tanrıça kültü ortaya çıkmıştır. Çiftçilikle uğraşan halklar, bitkilerin ve hayvanların doğup, olgunlaşıp sonra da ölmelerini tanrılarla ilgili görmüşler ve bereketi sağlayacak olan bir Ulu Tanrıça’ya tapınmışlardır (Rosenberg, 2006: 46).

M.Ö. 4000 Yıllarından itibaren Mezopotamya’da hüküm sürmüş olan Sümerler, gelişmiş yöntemlerle tarım arazilerinden oldukça verim almış ve elde ettikleri mahsulleri depolamayı başarabilmişlerdir. Tarım kültürü yanında astronomi, matematik geometri, astroloji, madencilik alanlarında da oldukça gelişmiş bir toplumdur. Sümer kültürü bu bağlamda başta Mısır, Helen, Grek, Yunan, Anadolu’da Neolitik Çağ olmak üzere bir çok medeniyetin temellerini oluşmuştur. Tarihsel ve mitolojik hikayelerini neredeyse hepsi farklı isimler, farklı konularla da olsa, temelde aynı bilinç dışı arkaik sembollere sahiptir. Öyle ki, 6000 yıldan beri tarihin çok eski çağlarından gelen bu hikayeler, ego, bilinç dışı, gölge benlik, yansıtma, erginleşme, olgunlaşma gibi kavramlara ilham olmuş, Carl G. Jung’un kurduğu analitik psikolojinin temellerin oluşturmuştur. Joseph Campell ise, mitleri “İnsanın ruhani potansiyeline giden ipuçları” olarak nitelendirmiş ve tüm ömrünü mitolojik çözümlemeleri anlamaya adamıştır. Bunun yanında mitolojik anlatımlar, sadece insan psikolojisinin çözümlemesi için değil, yaratılış, evren, yaşam döngüsü içinde değerlendirilmektedir.

İNANNA

İnanna, Mezopotamya tanrıçasıdır, dişi bir figür olarak karşımıza çıkar. Mezopotamyalılar onu sevgi, aşk, ilişkiler, üreme, bereket tanrıçası olarak kabul etmişlerdir. Aynı zamanda Savaş, adalet ve siyasi gücün Tanrıçası olarak dişi savaşçı ruhu da temsil eder. İnanna Mezopotamya tanrıçalarının en önemlisiydi.

Aşk ve savaş tanrıçası olarak hem hayatı hem ölümü yönetiyordu. Aslında en birincil ünvanı “Cennetin Kraliçesi” dir. Uruk kentindeki tapınağı bir kült ve ibadet merkeziydi. Venüs gezeni ile temsil edilir, sembolü sekiz köşeli yıldız ve aslandı. Kocası Dumuzi, sonradan Temmuz adını almıştır. Mezopatamya bölgesinde, Sümerden sonra Akad, Babil ve Süryaniler tarafından İştar adı altında ibadet edilmiştir. Yunanlılarda Afrodit, Roma kültüründe ise Venüs adıyla geçmiştir

Venüs’ün göksel hareketleri, onun periyodik yeniden ortaya çıkışı da Dünya’nın mevsimlik doğurganlığıyla bağlantılıdır. Venüs, Lücifer, Afrodit, Nemesiz formları ile 8 yılda bir yaptığı pentagram görünümü Venüs’ün farklı yüzlerini, ikili doğasını temsil eder. Onun periyodik yeniden ortaya çıkışı da Dünya’nın mevsimlik doğurganlığıyla alakalıdır.

Sümer tanrıçası Cennetin kraliçesi İnanna’nın, yeraltı tanrıçası (Cehennemin kraliçesi) kardeşi Ereşkigal’i ziyareti, Sümer mitolojisinin en ünlü hikayelerinden biridir. Eski Mezopatamya’daki mitolojik bakış açısının şekillendirdiği düşünce tarzını anlamak isteyen kişi için en zengin semboliklere sahip bir mit olarak görülür:

Yukarıdaki büyük krallığın tanrıçası, aşağı dünyaya hükmetme arzu içinde, Ereşkigal in sarayına girmeye başarır. Ancak yedi kapıdan birer birer geçmeli ve her kapıda bir giysisini sahip olduğu güçleri bir bir bırakması gerekir. Ablasının karşısına çıktığında çırılçıplak ve bütün güçlerinden soyunmuş olarak kalır. İnanna ölür ve cesedi bir çengele asılır.

Yardımcısı, İnanna dönmeyince Tanrı Enki’den onu kurtarmak için yardım ister. Enki iki haberci yaratır. Birine “hayat yiyeceğini” birine “hayat suyunu” verir. İnanna’yı canlandırmayı başarırlar. Ama yeraltı dünyasının katı kuralları vardır. Ölüler diyarından çıkmak için yerine birini bırakmak zorundadır. İnanna yer altının zebanileri ile yeryüzüne çıktığında, yerine birini bulup onlara teslim etmek zorundadır. Kocası Dumuzi’nin İnanna için yas tutmak yerine en güzel giysiler ile tahtına keyifle kurulmuş olduğunu görünce, öfkelenir. Zebanilere kocasını teslim eder.

Dumuzi kız kardeşinden yardım ister. Kız kardeşi rüya tanrıçası onun yerine yer altına inmek ister. Böylece yılın altı ayı kız kardeşi, kalan diğer altı ay Dumuzi yer altı ülkesinde kalmak zorunda bırakılır. Bu durum, baharın gelmesiyle canlanan doğayı temsil ederken, kışın gelmesi ile doğanın  ölmesini temsil eder.

İnanna’nın ortadan kayboluşu sadece tanrılar arasında aile içi bir konu olmakla kalmayıp kozmik bir felaket neden olur. Tanrıçanın yokluğu hamisi olduğu bedensel aşk ve hayvanların kızışmasını durdurur. Dolaysısı ile bütün doğumlar durur ve tanrılara gereken mamulleri üreten sistemin işleyişi de durur. Kısırlık kuraklık ve bereketsizlik başlar. Felaket evrensel boyuttadır. Çok yakında hayatın tamamen yok olacağından korkan büyük tanrı Enki, İnanna’yı kurtarmak için bu yüzden müdahale etmiştir.

İnanna’nı gidişinin yol açtığı bereketsizlik, kuraklık, nedeniyle hayatın devamlılığının tehlikeye girmesini, tanrıçanın önemini anlatır. Ama bunun yanında Ereşkigal in krallığını fethe giden, yani ölümü yok etmeye giden aşk ve bereket tanrıçasının uğradığı bozgunu da anlatır. Demek ki insanlar ve bazı tanrılar hayat ve ölümün art arda gelişini kabullenmek zorundadır. Her yaratma ya da üreme eylemini kaçınılmaz olarak ölüm izler. Ya da her ölümün sonunda yeni bir yaratım büyüme ve olgunlaşma başlar.

Bu eylemi J. Campell,  kahramanın sonsuz yolculuğunda “Erginlenme Ritüeli” olarak yorumlamıştır. Kişi yaşam amacına ulaşmak için birtakım zorluklar, mücadeleler yaşar, en sonunda kendi karanlığı ile yüzleşir. İçindeki gölge tarafı korkutucu ve kabullenemediği bir taraf olsa da; bu tecrübe, ruhsal gelişim ve büyümek için gerekli bir ritüeldir. Kendisi ile yüzleşen kişi ölmek ve yeniden doğmak ile sembolize edilir. Ardından tekrar doğar ve bambaşka bir kişi olarak hayatına devam eder. Artık içindeki gölge ile savaşmaya değil, karanlığını kabul eder, aydınlığa doğru yol alır. Bilinç altımızdaki gölge yönün bizi kontrol etmesine, bilinçli olarak fark etmeden hatalar yapmamıza neden olduğunu anlayan birey onu dizginlemeyi ehlileştirmeyi öğrenir.

VENÜS NEMESİS

Venüs, 3 Haziran 2020’de Güneş’in yaklaşık yarım derece kuzeyinden geçerek, Güneş’in arkasında karanlıkta kalacak. Ve görünmez olacak. 8 gün boyunca Dünya’ya çok yakın pozisyonda olmasına rağmen, Dünya’nın hiçbir noktasından gözlemlenemeyecek. 11 Haziran’dan itibaren ise gün doğumundan önce giderek artan sürelerle doğuda gözlenebilecek ve Dünya’dan uzaklaşmaya başlayacak. Sabah yıldızı olarak etkileyici parlaklıkta olacak.

Bu astronomik görünümüm karmik astrolojide anlamı önemlidir. Dünyadan görülmediği 8 günlük süreye “Nemesis Venüs” denir. Bu görünüm, İnanna’nın yeraltına, kardeşi Ereşkigal’in dünyasına yolcuğunu sembolize eder.  Venüs’ün en karanlık en intikamcı tarafıdır.

Bir gezegen Dünya Güneş ve Ay üçlü sisteminin sınırına yani en yakın bölgesine geldiğinde zararlı çalışır. Venüsyen konularda, doğal dengenin bozulması, dişi enerjinin bozukluğu, DNA mutasyonları gibi anomalitelere neden olacaktır. Aslında bu etkilerin daha baskın olmasının nedeni 5 Haziran 2020 AY tutulması ile birlikte Nemesis’in gerçekleşmesi. Ardından aynı apeks nokrasına Venüs’ün gelmesi ile meydana gelen 20 Haziran ve 5 Temmuzdaki tutulmaların aktifleşmesi. Venüs doğu ufkunda parlak bir şekilde görülmeye başlaması Lücifer Venüs konumudur. 11 Haziran’dan itibaren Venüs’ün sabah yıldızı olarak görülecektir.

05 HAZİRAN 2020 AY TUTULMASI

5 Haziran 2020 saat: 21:12 de 15 derece yay burcunda bir Ay tutulması meydana gelecek. Ay tutulmaları karmik açıdan bakarsak, geçmişte yapılmış tüm hataları tetiklediği gibi su yüzüne çıkartır ve duygusal kaoslar yaratır.                

Ay ve GAD yay burcunda. Yönetici Jüpiter ise oğlakta Retro Pluto kavuşum. Ay yay, maceracı, bilgi peşinde koşar. Yay burcunda bilgelik ve eğitimcilik vardır. Ama bu her zaman bedelli bir bilgelik ve eğitimciliktir. Çünkü içinde Chiron vardır. Yara aldıkça ya kurban psikolojisi içinde kayboluruz ya da çıkmak için dönüşüp, başkalarına şifa vermeye başlarız.

Tutulma yöneticisi oğlak Jüpiter retroda Pluto ile kavuşumda. Jüpiter oğlak burcunda, Satürn’ün kısıtlayıcı disiplinli doğasında rahat edemez. Jüpiter oğlakta materyalisttir, dünyevi hazlara bağlıdır. Bu durum, bilgi ilham inanç felsefe gibi konularda kısıtlama getirir. Manevi ruhsal yönden zayıflık verir. Tanrısal değil dünyevi bakış açısına sahip dogmatik insanlarda bulunur. Bu Jüpiter’in doğasına aykırıdır. Bereketi düşüren bir etkisi vardır. Açgözlülüğün, fanatik inançların sorgulanacağı bu yüzden de acı çekeceğimiz bir dönemi gösteriyor.

Tutulmaya Retro Venüs eşlik ediyor. Mars Neptün ve Ceres ile kare açıda.

Tutulma yöneticisini genişlemeden, üretimden ve şanstan sorumlu Jüpiter’in zararda olması, aynı şekilde beslenme ve üretim değer duygusu konuları ile alakalı Venüs ve Ceres’in kare açısı, kıtlık bilinci ile alakalıdır. Üreme, beslenme ve tarım ürünlerinde üretim sorunları, toprağın verimliliğinin düşmesi sonucu gıda ve beslenme sorunu yaşanabilir. Bunun devamında değer duygusundaki azalma ekonomik kaygıları arttıracaktır.

Mars Neptün balık burcunda kavuşumu tutulmaya kare açıda. Salgın hastalıkların devam etmesi, su ile ilgili hastalıklar, ishal, dizanteri vb. sorunlar görülebilir.

Hamileliklerde beklenmedik düşüklere de neden olabilir.

Bireysel olarak baktığımızda, gölge yönümüzün, kendi karanlığımızın yansıması olan karmik ilişkilerle sınavlar yaşanabilir.

Ölüm ve yeniden doğuş toplumları ve bireyleri yenileyecektir. Daha üst bilince ulaşmak, varlığın genişlemesi, içimizdeki gücü keşfetmek için yaşadığımız bu dönem yeni bir çağa hazırlandığımızı gösteriyor.

Hilal Çetinkaya

Oğuzhan Ceyhan ders notları

Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, Mircea Eliade

Mezopotamya Mitolojisi; Jean Bottero, Samuel Noah Kramer

Mitolojinin Gücü; Joseph Campbell

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir